DOLAR9.2484
EURO10.7528
ALTIN525.31
BIST1410
Mustafa Bardak

Mustafa Bardak

Mail: [email protected]

Zamlara alışmalıyız

Geçmiş yıllarda sabahleyin uyandığımızda gece yarısı yapılan zamları öğrenirdik. Bir gece yarısı zam kararı alınırken, insanlar uykularında olurlardı, sabah kalktıklarında ise etiketlerin değiştiğine tanık olurlardı.

Telefon zinciri ile esnaf etiketlerinde fiyatlarını değiştirirdi.

Şimdilere geldiğimizde zamlar gelirken haberimiz oluyor, sizin anlayacağınız gelen zamlar karşısında şaşkınlık yaşamıyoruz.

Bugünlerde elektrik ve doğalgaz zammının geleceği konuşuluyor, insanlar alıştırılmaya çalışılıyor. Daha iki ay gibi bir süre önce elektriğin kilovat saatine zam yapılmıştı, ne oldu şimdi de yine zam gündeme geliyor. Sanırım Ekim ayının ilk günü bu zammı yapacaklar gibi geliyor bana.

Okullarda yüzyüze eğitimlerin başladığı, öğrencilerin ailelere ayrı bir yük olduğu süreçte, hele de Üniversite öğrencilerinin yurt sıkıntısı nedeniyle parklarda yatarken, polisler tarafından parklardan alınıp, karakollarda sabahladığı günlerdeyiz.

Böylesi günlerde elektrik ve doğalgaz zammının tartışılması, “hayırdır neler oluyor nerede ne gibi açıklar var zam yapılmak isteniyor?”diye akla geliyor.

Bu hafta başından bu yana yumurta fiyatları birden tırmanışa geçiverdi, öğrencilerin okullara giderken sabahları bir yumurta yemelerinin zihni açacağını söylerdi eskiden uzmanlar.

Çocuklar bir yumurtayı kardeşi ile bile paylaşamadığı gibi, eve yumurta girmeyen ailelerin çoğunlukta olduğuna tanık oluyoruz.

Elektrik ve doğalgaz zammının konuşulduğu kış mevsimi öncesinde, insanlar faturaları nasıl ödeyeceğini düşünüyor. Elektrik faturalarını gününde ödeyebilen abone sayılarının sayılarının ne kadar olabileceğini tahmin edebiliyor musunuz?

Bir faturayı ödeyemeden ikincisi geldiğinde, vatandaş birini ödüyor diğerini bir sonraki aya bırakıyor. İkinci fatura geldiğinde ise “Kesme-bağlama” makbuzu da beraberinde geliyor.

Özelleştirilen firmaların vatandaşa verdiği hizmetlerde sık sık ve yüzde 15’ten az olmamak üzere zamlar yapılırken, vatandaşa verilen her hizmetin karşılığında da sayılarını bilmediğimiz vergiler alınırken, ekonomik olarak ülkemizin Avrupa ülkeleriyle yarıştığından sözediliyor.

Bizim ülkemizde ekonomi bu kadar iyi ise, Avrupa ülkeleri açlıktan ölmek üzere diye düşünüyoruz.

Üniversite öğrencileri verilen  burs miktarı geçmiş yıllarla karşılaştırılıp, yetersizliğinden sözeden öğrencileri “Nankörlükle” suçlamanın alemini anlayamıyorum.

Sanki kendi maaşlarından burs veriyorlarmış gibi gençlere verilen burs miktarını “başlarına kalkmak” yanlış bir anlayış olsa gerek!

Madem ki eski yıllardan sözediliyor, Üniversite öğrencilerine eskiden verilen Krediler, öğrenci okulunu bitirip bir işe girdiği zaman maaşından tahsil edilirdi. Ya şimdi öyle mi?

Öğrenci okulunu bitirdikten iki yıl sonra okurken aldıkları kredi faizi ile birlikte tahsil edilmeye başlanıyor. Çalışıp çalışmadığı, nasıl ödeyeceği düşünülmeden gençler için haciz işlemleri bile yapılıyor.

Her ile bir Üniversite yapmak eğitim ve öğretimde gelişme sağlayabilir ama, Üniversiteyi bitiren gençlere iş olanakları sağlanamadığı zaman bu gençlerin sosyal ve ekonomik yaşantıları ülkenin geleceği için tehlikeler oluşturabilir. Asıl düşünülmesi gereken, geleceğimizin teminatı gençlerimizi anlamak olmalıdır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar