DOLAR34.0692
EURO37.7489
ALTIN2730.4
BIST9833.2
İlyas SABANCI

İlyas SABANCI

Mail: [email protected]

Showmen Ve Gerçekler!

Ah sevgili kardeşim! Hani hep halkın içinden geldiğini söylersin ya, işte tam da o halk seni konuşuyor. Hem de öyle güzel konuşuyor ki… Yok yok, öyle sandığın gibi alkışlarla değil, sahneden inmen gerektiğini fısıldayarak.

Biliyorum, şimdi gözlerini devirecek, dudaklarını büzüp klişe cevabını yapıştıracaksın: "Demek ki konuşuluyorsak işimizi doğru yapıyoruz." Ah, şu kibir denen şey yok mu? İnsan bir aynaya bakar da kendisini büyük adam sanır. Ama unutma sevgili kardeşim, bazıları sadece kendi yankısını duyarak büyür. Sen de o kulaktan besleniyorsun anlaşılan.

Bana soracak olursan, senin için televizyon kanallarında bir eğlence programı ayarlayalım. Orada istediğin kadar ışıklar altında parlayabilirsin. Ama unutma, şehriniz talk-show değil, yönetim istiyor! Yani gerçekleri konuşalım, senin işin yönetmek, reyting almak değil. Ha, yok illa sahne istiyorsan, buyur, sana mikrofonu verelim, bari samimi bir şarkı söyle de belki halk affeder.

Senden önce gelenlerin şehre verdiği zararları gördük, çektik. Eh, seni getirirken de içimizde bir umut vardı hani. Ama maşallah, sen selefinden bile hızlı çıktın. Daha kısa sürede daha büyük hayal kırıklıkları yaşatmak da bir yetenek tabii!

Şimdi bakıyorum da, seninle ilgili ne zaman bir eleştiri yapılsa, hemen mağdur edebiyatına başlıyorsun. "Beni çekemiyorlar, kıskanıyorlar, yanlış anlıyorlar…" Eee? Koca bir şehrin yanlış anladığı tek kişi sensen, bir dön de kendine bak. Kibir kulelerinden in, gözlerini bir sil, gerçeklerle yüzleş. Çünkü hata yapmak değil, hatada ısrar etmek kaybettirir.

Ama tabii, kabul etmek erdem ister. Senin için zor bir kelime olabilir, hadi birlikte söyleyelim: "HATA YAPTIM!" Haydi kardeşim, bir dene! Bak göreceksin, dünyanın sonu değil. İnsan hatasını kabul edince küçülmez, aksine büyür. Ama sen, bırak büyümeyi, olduğun yerde bile sabit duramıyorsun. Hep bir kendini alkışlatma telaşı.

Oysa ki yöneticilik, alkışları zorla almak değil, hak etmektir. Hani şu sahnede sürekli kendi kendine tempo tutuyorsun ya, bırak da halk senin için ayakta alkışlasın. Ama işte, herkesin sevdiği yönetici olmak için önce sevilecek işler yapmak gerekir. Seninki sadece şov, içinde hizmet yok, vizyon yok.

Halkın gözünden ve gönlünden düşmek istemiyorsan, bırak şu şikâyetleri, şu mağdur rolleri… İşine odaklan! Eğer gerçekten güzel işler yaparsan, inan ki en büyük destekçin yine bu halk olacak. Ama gösteri dünyasına fazla kaptırırsan kendini, şunu unutma: Sahne ışıkları bir gün söner ve perde kapanır. İşte o zaman ne olur biliyor musun? Kendi kendine alkış tutan adamın sesi bile yankılanmaz!

Sevgili kardeşim, son kez söylüyorum: Ya işini yap, ya da sahneden in!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar