DOLAR8.8736
EURO10.4799
ALTIN499.04
BIST1385
Mustafa Bardak

Mustafa Bardak

Mail: [email protected]

Bölen değil, bilen önemli

12 Eylül askeri darbesi ile ilgili bu köşemde özetlediğim olayları, ayrıntıları ile yazmaya başlasam, 2022 yılının 12 Eylül tarihinde bire bitiremem.

Okurlarımdan tek isteğim var; görüş, düşünce ve inançlarınız farklı olsa bile aynı toplumda yaşadığınız insanlarla, hatta tüm canlı varlıklarla iyi geçinmeye özen gösterdiğiniz zaman dünya sağlıklı yaşanabilir hale gelebilir.

İnatlaşmak, zıtlaşmak, ötelemek gibi eylemler kimseye bir yararı olmayacağı gibi, toplumsal barışı da zedeler ve içinden çıkılmaz hal alır.

Hangi siyasi parti sözcüsü hatalı konuşmalar yapıyorsa, ona tepkinizi koymalı ve uyarmalısınız!

12 Eylül askeri darbesi sürecinde genç bir gazeteciydim. Sokağa çıkma yasakları, gazetelerin yayınlanmaması, ardından  Garnizon Komutanlığındaki görevli bir rütbelinin kontrolünden geçmesinin ardından baskıya verilmesi, sık sık gazete çalışanlarının Garnizon komutanlığına götürülerek “gözaltına alınması” süreçlerini yaşayanlardan biriyim.

İlk şiir kitabımı 19 yaşında yayınlamıştım; “İsyanlar kana bulandı” ismini taşıyordu. 12 Eylül darbesinin ardından yerel Hakikat Gazetesi Yazı İşleri Müdürü olarak askerler köydeki evimize gelip beni götürmek istediler.

Odamdaki kitapları karıştırıyorlardı; Marks, Lenin, Mao Zedung, Nazım Hikmet, Yılmaz Güney’in kitaplarını karıştırırken yeniden rafa yerleştirdiler.

Sıra benim şiir kitabıma gelmişti; “İsyanlar kana bulandı” ismi bir Çavuş’un dikkatini çekmiş olmalı ki; “Komutanım, bakın burada bir kitap var! Komünist bir kitap olsa gerek, isyandan sözediyor!”diye bağırdı. Kitaplığımda 30 adet kitabım kalmıştı, tamamın askerler alıp benimle birlikte götürdüler. Götürdükleri kitap benim şiirlerimden oluşan şiir kitabımdı.

Bu darbenin arkasında ABD’nin olduğunu 20 yaşımda farkediyordum. Görev yapan askerler sanki kurulmuş “robot” gibi çalışıyordu. Emir komuta zincirindeki darbecilerin direktiflerine uyularak insanlar üzerinde baskı kurulmaya çalışılırken, bu arada ABD Türkiye’yi seyrediyordu.

Kenan Evren ve yanındakilerin Yönetime el koyduğu, Türkiye Cumhuriyeti Demokrasini rafa kaldırdığı süreçte, yaşanan olayları bilip yaşadıkları halde bugün anlatmayanların vatanseverliğinden kuşku duyarım.

Darbenin dış bağlantılarına baktığımızda; “Afganistan ve İran'da sorun yaşayan ABD ve NATO'nun Türkiye'yi de kaybetmekten korktuğu ve darbeye her türlü desteği verdiği biliniyor.

Dönemin ABD Başkanı Carter'a Ankara'daki Amerikan diplomatik kaynaklarından geçilen "Bizim çocuklar başardı" cümlesi Kenan Evren ve arkadaşlarından böyle bir darbenin dört gözle beklendiğinin bir kanıtı niteliğindeydi.”

Askeri Darbe yaptıktan sonra MGK’nin ilk bildirisine baktığımızda;”Yüce Türk Milleti; Atatürkçülük yerine irticai ve diğer sapık ideolojik fikirler üretilerek, sistemli bir şekilde ve haince, ilkokullardan üniversitelere kadar eğitim kuruluşları, idare sistemi, yargı organları, iç güvenlik teşkilatı, işçi kuruluşları, siyasi partiler ve nihayet yurdumuzun en masum köşelerindeki yurttaşlarımız dahi saldırı ve baskı altında tutularak bölünme ve iç harbin eşiğine getirilmişlerdir. Kısaca devlet güçsüz bırakılmış ve acze düşürülmüştür.”denilmektedir.

Bu bildirinin ardında yatanlar ile sonrasında; Fatö Cemaatı’nın palazlandığını, beraberinde Süleymancı ve diğer cemaat gruplarının gelişmelerini izliyoruz. …

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar